Siz değerli okuyucularımı biraz beklettim. Çünkü sezonun kapanmasını ve tüm deneyimleri bir araya toplamak istedim. Geçtiğimiz yazılarımda, bir çok deneyimden bahsetmiştim ve benim için en büyük deneyim sayılan dalış hayatı ve diyabet arasındaki ilişki oldu.
Yaz geldi ve bizim de dalış sezonumuz açıldı. Türkiye'de bir çok dalış noktası bulanan bölgerimiz ve bir çok güzelliklerimiz var. Ben bu sene favorimi Bodrum'dan yana kullandım. Bodrum tabiatı ve deniz popülasyonu açısından oldukça zengin ve eşsiz bir bölgemiz. Türkiye'nin bir çok noktasında suya girmiş biri olarak, Bodrum temizliği ve canlılığı açısından en iyi yerlerden birisi. Temmuz ayı ile birlikte doktorumun da kontrolleriyle hafta sonlarımı dalışta geçirmeye karar vermiştim ve ilk dalış gelip çatmıştı. Bütün gece uzun bir yol çekmiştik ve bedenimiz oldukça yorgundu, bol ara öğünlü ve uykusuz bir gecenin ardından iyi bir kahvaltıyı hak etmiştik. Yol kenarında organik bir kahvaltı ile ayılıyor, enerjimizi yeniden kazanıyorduk. İyi bir dalıcı için kahvaltı oldukça önemli bir unsur, tabii bir diyabet hastası için de öyle. Ve dalış zamanı...
Malzemelerimizi hazırlarken içimde büyük bir heyecan vardı, çünkü diyabet hastası olduktan sonra ilk dalışımdı ve başıma bir şey gelirse heyecan yapmamam gerekiyordu. Gerekli bilgileri body'im ve dalış liderimle paylaşmıştım. Dalış öncesi sıkı bir kahvaltı yapmıştım ve enerjim yerine gelmişti. Kahvaltıda iğne dozumu 1-2 doz az vurmuştum ve biraz fazla besin tüketmiştim. Bu durum benim suda kaldığım 1 saat boyunca tüketeceğim enerjim ile kan şekerimi düzenleyecekti. Suya girmeden hemen önce kan şekerimi ölçtüm ve tokluk şekerim 170 çıkmıştı. Bu da tam benim istediğim değerdi çünkü 1 saat sürecek olan dalışımda tüketeceğim enerji ile kan şekerim düşecekti ve nitekim de öyle oldu 1 saatlik dalış sonrasında sudan çıktıktan sonra ilk yaptığım şey kan şekerimi ölçmek oldu ve değer 130 çıkmıştı. Bir anda ilk korkum ve endişem yerini mutluluğa bırakmıştı. Bıraktı dediysek tehlikeyi unuttuk sanmayın sakın. Dalış, diyabet hastaları için önerilen bir spor değil hatta yasak bir çok ülkede. Ben de tüm bu verileri okumuş ve araştırmış olup, kendimi biraz da tehlikeye atarak benim vazgeçilmez tutkum olan dalışı bırakmadan devam etmeyi ve sağlıklı yaşayabileceğimi planladım ve şimdilik başarılı oldum.
1. Dalış sonrası sıkı bir öğle yemeği yedikten 40 dakika sonra tekrar 2. dalışımızı gerçekleştirmek üzere sulara atlamıştık. Önemli bir noktayı söylemeden geçmemeliyim, tatil yerlerinde ve dalış teknelerinde siz diyabet hastaları için genelde zararlı besinler ve öğünler bulunuyor. Bu yüzden meyvenizi, sütünüzü, çavdar ekmeğinizi yanınızda bulundurmanız oldukça önemli ve değerli. Ve tekrar derin maviliklerdeyiz. Artık endişelerim yok olmuştu ve dalışın keyfini çıkarıyordum. Muhteşem geçen 1 saatlik dalışın ardından sudan çıktım ve tekrar kan şekerimi kontrol ettiğimde beklediğim sonuçlar beni bir kez daha sevindirmişti. Akşam üzeri teknemizin karaya bağlanması ile otellere dağıldık ve akşam yemeğinden önce son ara öğünüm olan tost saati gelmişti. Yanımda hazırlamış olduğum sandviçimi yedikten sonra akşam yemeği saatine kadar güzel bir uyku beni bekliyordu....
Akşam saat 8 olur ve 15 kişilik dalış ekibimiz ile birlikte güzel bir akşam yemeği yenir. Keyifli sohbetler arasında saati 10 yapmışızdır ve son iğne saatim ile birlikte iğnemi olduktan sonra, sabah 8 e kadar iyi bir uyku ile sizlere veda ediyorum...
2. Gün...
Pazar günü güneşli bir güne merhaba dedikten sonra, iyi bir kahvaltı için kaldığımız otelin restoran bölümüne inerek, mükemmel bir kahvaltı ile dünkü uyguladığım öğün ve iğne değerlerini bugün de uyguluyorum. Son dalış günümüzde de mükemmel 2 dalış yaptıktan sonra hızlıca yola çıkıyoruz ve istikametimiz istanbul. Neşeli bir grubun içinde Bodrum dönüşü Ortaklar Mevkii'nde çöp şiş yemezsek olmaz. Kendimize tatil verdiğimiz ve ufak kaçamakları böyle güzel anlara sakladığımızda, yediğimiz yemeğin tadı damağımızda kalıyor. Uzun bir günün ardından sabaha karşı 4:00'da evimizde kısa bir uykuya dalıyoruz.
Keyifli ve sağlıklı geçen 2 gün sonunda Pazartesi günü yaptığım ilk şey kan şekerimi ölçmek oldu. Biliyordum ki stresten uzak ve sağlıklı 2 gün geçirmiştim. Değerlerim sabah açlık ve tokluk için fena sayılmazlardı, ancak gün içerisindeki stres ve iş yoğunluğu sağlığımı elimden alırcasına beni zorluyor ve şeker düzeyimi arttırıyordu. Uzun zamandır bu durumun farkında olmama rağmem ne yapsam da önüne geçemiyordum. Stres biz diyabet hastaları için en kötü şey. İstediğiniz kadar besinlerinize diyetinize dikkat edin, düzeninizi bir kez dahi bozmayın, ufak bir stres tüm bu dikkatleri silip atıyor.
Biz biliyoruz ki fazla insülin bedenimiz ve sağlığımız için iyi değil. Ancak bu şartlarda aldığımız yüksek orandaki insülin dozları bizleri olumsuz yönde etkiliyor. Babam, ben ilk hasta olduğumu öğrendiğimde bana şunu demişti: "Evin yansa dahi dönüp arkanı gideceksin." Evet söylemesi oldukça kolay, uygulamaya geldiğinde sanırım kimse böyle bişey olurken sakin olup arkasını gitmez ama biz gitmek zorundayız. Buna mecburuz.
Yukarıdaki dalış günlüğümden bu yaz tam olarak 18 dalış gerçekleştirdim ve hepsinde de uyguladığım iğne ve öğünler aynıydı. Tek farklı olan her dalışın bir öncekinden daha güzel ve keyifli olmasıydı...
Kasım ayı ile birlikte dalış sezonunu kapattık ve artık rutin olan 3 aylık kontrollerim gelmişti ve soluğu hastanede almıştım. Yapılan tahlillerde sonuçlar beklenilen gibiydi ancak dozlar artık biraz daha artacaktı. Sebebi basit ama çok komik, stres başlıyor. Temiz hava yok, stresten uzak bir alan yok, güneş yok kısacası sağlık yok....
Geçtiğimiz günlerde tam 1 yılımı doldurdum bu hastalıkla. Onunla barışık olmam ve onu asla yenemeyeceğimi bildiğim halde onunla bir dostmuş gibi yaşamayı öğrendim ki, benim için en ufak bir sıkıntı bile yaratmıyor artık. Tek endişem dalış hayatımı etkilemesiydi, onu da bir şekilde çözdüm. Hastalık başladığında günde toplam 22 doz iğne olurken, şimdilerde 70 doza çıktı. Bu değişimin tek sebebi ise stres ve yoğun iş hayatı.
Şimdilerde sanırım yavaş yavaş fikirlerim değişiyor ve galiba yaşadığım ve büyüdüğüm yer olan Ayvalık'a dönme planları sardı dört bir yanımı. Nedeni çok basit oraya gittiğimde fazla sağlıktan, iğne dozlarım yüksek geliyor ve sürekli şekerim düşüyor. Ben de iğne değerlerimi azaltıyorum ve bu durum bana oldukça iyi geliyor. Sanırım sizleri fazlasıyla yordum, belki de başınızı ağrıttım ama her deneyimimi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bir dahaki yazım için sizleri bu kadar uzun süre bekletmeyeceğim...
Keyifli ve güzel bir yeni yıl geçirmenizi diliyorum.....




